Büyük Türk Tarihi
Online Tarih Dergisi

Selçuklu Tarihi kısa olaylar


Ben Sultan’ım Sende Sultansın

Mevlana Celaleddin-i Rumi,Sultan 1.Alaeddin Keykubat’a melik diye hitap ederdi.Bir gün Alaeddin Keykubat’la sohbet ederken,Mevlana ona şunları söylemişti:

-”Ey melik!Ben sultanım,sen de sultansın.Fakat senin saltanatın gözlerin açık oldukça devam eder,benimki ise gözlerimi kapadığım vakit başlar…”

Tuğrul Bey’in Son Sözleri

Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey,1063′de 70 yaşında Rey şehrinde öldü.Ölümünden önce söylediği sözler ilgi çekicidir:

_”Benim durumum bir koyuna benziyor.Yününü kırpmak için ayakları bağlandığı zaman boynunun kesileceğini zanneder ve ızdırap çeker.Serbest bırakılınca da sevinir.Sonra kesilmek için bağlanır,fakat o yünü kırpılmak için bağlandığını zannederek sakinleşir.Ancak bir müddet sonra boynu kesilir.İşte benim yakalandığım bu hastalık,boynu kesilmek üzere bağlanan koyunun durumuna benzemektedir

Alaeddin Keykubat’ın Rüyası

Alaeddin Keykubat(1220-1237) bir gün Ahmet Eflaki’yi huzuruna çağırır ve:

_”Hocam,der,dün gece rüyamda başımı altın,sinemi ğümüş ve belden aşağısını da bakır olarakgördüm.Acaba bu neye delalettir?” Eflaki biraz düşündükten sonra şöyle cevap verir:

_”Sizin saltanatınız sırasında memleket huzurlu olacak ve altın gibi bir devir yaşanacaktır.
Senden sonra memleketin idaresi gümüş derecesine düşecektir.Hele devletin,saltanatının üçüncü kuşağında ise,halk bir birine düşecektir.Dördüncü kuşakta daha da bozulacak ve beşinci kuşakda ise Selçuklu hanedanı harap olacak,küçük adamlar büyük mevkilere yükselecektir”

Çöl Tarafına Çekilip Gittiler

7.Nisan.1039′da Çağrı Bey’in Ulya-âbâd’ta Gazneli ordusuyla savaşmasını,savaş sırasında Gazneli Mesud’un yanında bulunan Beyhakî şöyle anlatır:

-”Sultan Mesud dişi fil üzerindeydi.Herkes:’Davut(Çağrı Bey),ne cesur bir adam ki kardeşi ve diğer beyler yanında olmadığı halde bu büyüklükteki bir padişahla yüz yüze gelmiştir’ diyordu.Savaşta Selçuklular 500′den daha az atlıyla savaşıyordu.Geri kalanlar seyrediyordu.Savaş eden bir kıta yorulunca başka dinlenmiş kıta savaşa giriyordu.Bu sekilde savaş öğle namazına kadar sürdü.Çok az kayıp verdikten sonra çöl tarafına çekilip gittiler.”


Bu Oyunu Oynamakla

 

Selçuklu emirlerinden Nureddin Mahmud Zengi(1146-1174),at üstünde oynanan Çavgan’ı  çok iyi oynardı. Önde gelen din alimlerinden biri onu,sıkça Çavgan oynaması yüzünden kınadı. O da şu cevabı verdi:

“-Ameller niyetlere göredir. Ben bu oyunu oynamakla atlarımı hücuma ve geri kaçmaya alıştırmak istiyorum. Biz cihadı terk etmeyiz.

Yine birgün arkadaşlarından biriyle beraber atlarına bindiler. Güneş arkala­rında, gölgeleri ise önlerindeydi. Gölgelerine kavuşamıyorlardı. Sonra geri döndüler. Bu defa gölgeleri arkalarına düştü. Nureddin atını sürdü, koşturdu. Gölgesi yine onu takip ediyordu. Arkadaşına dedi ki:
-İçinde bulunduğumuz durumun neye benzediğini biliyor musun? Ben bunu dünyaya benzettim. Dünyayı elde etmek isteyen kimseden dünya kaçar. Ama dünyadan kaçan kişiyi ise dünya kovalar.


Bunca Nimete


Çağrı Bey,kardeşi Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’e,Serahs Kadısı Abdüssamed aracılığı ile şöyle bir mektup göndermişti:

-”Fethettiğin ve zaptettiğin şehirleri tahrip ettiğini,halkını oradan uzaklaştırdığını haber aldım.Allah’ın kullarına ve beldelerine karşı yaptığın bu işlerle,O’nun emirlerine muhalefet ettiğin açıktır.Sen de bilirsin ki,bu tür hareketler kötü bir intiba bırakmana ve halkın senden soğumasına sebeb olur.
Bilirsin ki biz,30 kişi ile 300 kişilik düşman karşısına çıktık ve onları mağlup ettik,biz 300 kişi ile onların 3000 kişilik ordularını defettik.Horasan,Teberistan,Sicistan ülkelerini istila ettik.Başlangıçta küçük ve tâbi(bağlı) bir cemaat iken,şimdi kendilerine tâbi olunan hükümdarlar olduk.Allah’ın bize verdiği bunca nimete nankörce karşılık vermek gerekmez.”

Doğru Söyleseydi Canımı Veririm
 

Şemsi Tebriz’nin kaybolduğu günlerin birinde,bir kişi Mevlana’ya :

_”Ya Mevlana ben Şemsi Tebrizi’yi gördüm” der.Mevlana hemen üzerinde ne varsa çıkarır adama verir.Sonra derler ki:

_”Efendim o yalan söyledi,öyle bir şey yok ortada”.Mevlana güler ve etrafındakilere şöyle der:

_”Ben onun yalanına verdim,doğru söyleseydi canımı verirdim”.

Onların Orduları

Nizamiye Medreselerinin kurucusu,Siyasetname’nin yazarı Büyük Selçuklu veziri
Nizamülmülk(1064-1092), otorite, dirayet ve başarıyla yirmisekiz yıl boyunca sürdürdüğü vezirlik makamını ve hayatını bir Batıni fedaisi tarafından hançerlenerek kaybetti(1092).
Büyük nüfuzu sebebiyle muhalifleri tarafından sık sık sultana şikayet edilen Nizamülmülk için bir defasında:

-”Nizamülmülk her yıl fakirlere, sufilere 300 bin dinar veriyor. Eğer bu para orduya tahsis edilse, İstanbul’u bile fethetmek mümkün olur” diye Sultan Melikşah’a şikayette bulunmuşlardı. Melikşah durumu Nizamülmülk’e sorduğunda,Nizamülmülk:

-”Ey alemin sultanı !  Allah sana ve bana, kullarından hiç kimseye nasib olmayan lütuf ve ihsanda bulunmuştur. Buna karşılık sen, Allah’ın dinini yükseltmeye çalışan, O’nun Aziz Kitabı’nı yüklenen  kimselere yılda 300 bin dinar sarfetsen çok mudur?
Sen askere her yıl bunun iki katını harcıyorsun. Halbuki onların en kuvvetlisinin ve en iyi nişancısının oku bir milden öte gidemez. Ben ise sarfettiğim bu para ile öyle bir ordu düzenliyorum ki, onların orduları ta arşa kadar gider ve Allaha kavuşmalarına da hiçbir engel yoktur”  cevabını verdi.

Beni Taşıyabilecek

Selçuklu Sultan’ı Sancar avdan gelirken, tarlasında çalışan bir çiftçiye rastlar. Sultan’ın işareti üzerine çiftçiyi derhal saraya getirir ve ona izzet u ikramda bulunurlar. Sultan onu, hazineye götürerek önüne bir çuval atar ve hazineden taşıyabileceği miktarda almasını söyler.

Çiftçi düşünür düşünür ve bir avuç altın alır. Sultan, ona niçin çuvalla almadığını sorduğu zaman, çiftçi:

- Bana, benim taşıyabileceğim altın değil, beni taşıyabilecek altın lazım, der.

Kaynak:Saparmurat Niyazof,Ruhname

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 







Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın: